Muğla ilinin güneybatısında Gökova Körfezi ile Hisarönü Körfezi arasında Ege Denizi'ne doğru uzanan Datça Yarımadası havası, denizi, turistik tesisleri, başta Knidos antik kenti olmak üzere tarihi kalıntıları ve yerel özellikleri ile gezip görenlerin anılarından kolay kolay silinmeyecek bir beldedir.Datça hemen hemen sıfır nem, yüksek oksijen çadırı olarak
anılan birkaç yerden biri olma özelliğinin yanı sıra endemik bitki türleriyle de dünya ekosistemleri içinde seçkin bir yere sahiptir. Klasik Grek mitolojisinde de olağanüstü nitelikler taşıyan bir ülke olarak anılır. "Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse Datça Yarımadası 'na bırakırmış " der tarihçi Strabon...Çağların silemediği, zamanın solduramadığı güzelliğini sonsuza kadar koruyacak bir kent Knidos.
Knidos kentinin en ilginç yapısı Aphrodite Tapınağı. İnsan imgesinin düşünebildiği en güzel Aphrodite, sanat tarihinin ilk çıplak kadın heykeli Knidos Aphrodite'i.I.Ö. IV. Yüzyılda ya$ayan Knidos’lu ünlü matematikçi ve astronom Eudoksos'un Güneş Saati. Mevsimleri ve saatleri gösteren bu saatin dünyada bir esi daha yok. I.Ö. 350-400'e tarihlenen Aslanlı Gömüt. Orijinali piramit şeklinde olan bu Dor gömütünün tepesinde 3 m. Uzunluğunda, 1.80 m. Yüksekliğinde bir aslan heykeli bulunuyormuş. 1 ton ağırlığındaki bu şahane aslan bugün British Museum'da. Antik cağda Knidos'a giden ticaret gemilerinin fırtınalı havalarda sığındıkları ve yüklerini boşalttıkları Körmen LimanıTaş Evleri, bahçe duvarlarından sarkan begonvillerin bir renk cümbüşüne dönüştürdüğü daracık sokakları, şair Can Yücel’in müze haline getirilen evi ile Datça'nın görülmeye değer yerlerinden biri Eski Datça. Ege Denizi ile Akdeniz'in bir arada görülebildiği tek yer, Balıkaşıran.

 

 

 

Copyright 2006 askinapart.com   Tüm Hakları Saklıdır.        Tasarım:Saygın Ajans